Konusu:

“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”


Yazar Rumuzu: çağ1234

Eser Sıra Numarası: 22022026eser09




                                                                TOPLUMUN YENİ ÜYESİ (YAPAY ZEKA)

Kulaklığınız takılı bir şekilde sevdiğiniz bir yere giderken hangi şarkıyı dinleyeceğinizi, geçmişteki yaptığınız eylemlerin analizi sonucunda elde edilen bir veri belirliyor. Yeni bir yeri keşfetmeden önce hangi sokağa, hangi restorana gideceğinizi, hangi eğlence mekanına gideceğinizi verilen dijital puanlar belirliyor. Artık neredeyse tesadüf diye bir şey kalmadı; yapay zekâ geleceğimizin haritası olmuş ve biz fark etmememize rağmen bizim geleceğimizi belirliyor. İnsan kendi fikirlerinin yöneticisi midir, yoksa çok zekice tasarlanmış bir algoritmanın parçası mıdır? Attila İlhan’ın dediği gibi 'Ben sana mecburum' sözünde, haberimiz olmadan dijital algoritmanın aklına mecbur mu kalıyoruz? İşte burada durup düşünmeliyiz: Yapay zekâ hayatımızda bir rehber mi olmalı, yoksa insanı insan yapan hatalarımızla elde edilen tecrübeyi elimizden alan bir uygulama mı?

Yapay zeka bu günlerde sadece verilerimizi değil, duygularımızı bile analiz ediyor. Yüzümüzdeki küçük bir ifadeyi, duygularımızı, ses tonumuzdan ruh halimizi hissedebiliyor. Ama bunları yapay zeka gerçekten hissedebiliyor mu, yoksa sadece çok iyi tasarlamış bir taklit mi? Antik çağların bilge imparatoru Markus Aurelius çağımızda yaşasaydı ve yapay zeka hakkında bir yorum yapacak olsaydı, muhtemelen bizi en büyük gücümüz olan zihinsel bağımlılık konusunda uyarırdı. Aurelius, insan değeri hakkında dışsal koşulların veya araçların insanları ne kadar yönettiğini düşünürdü. O, “Dışarıda ne olursa olsun, içindeki kaleyi koru” sözünde aslında bugünkü teknolojiye karşı kendimizi savunma bilinci kazandırmaya çalışıyordu.Bir algoritma gün içinde hangi videoları izlediğimizi, neleri beğendiğimizi, kendimizle ne kadar baş başa kaldığımızı bilir. Mutsuz olduğumuzda karşımıza eğlenceli içerikler çıkartabilir. Ama bu içeriklerin bize neden iyi geldiğini hiçbir zaman anlayamaz. Çünkü yapay zeka bizim ne hissettiğimizi tespit edebilir ama biz ise acıdan bir tecrübe elde ederiz. İşte yapay zeka bu yüzden bir asistan olarak kalmalı ve ruhumuzun, kararlarımızın yöneticisi haline gelmemelidir.Yapay zekanın hayatımızdaki yeri artmasıyla beraber gelen müthiş konfor, bizi yavaş yavaş tehlikeli bir yere götürüyor: Zihinsel ve fiziksel tembellik. Eskiden bir bilgiye ulaşmak için kütüphanelerde turlardık, ansiklopedilerin sayfalarını tek tek saatlerce çevirirdik, bir problemi çözmek için uykumuzdan olurduk. Şimdi ise tek yaptığımız şey, bilgisayarın karşısında oturup klavye tuşlarına basmaktan ibaret. Ancak bu zahmetsiz şekilde bilgiye ulaşmak, insanın çabalayarak üretme yeteneğinden giderek koparıyor. Bununla birlikte yapay zekanın bizlerin işlerini elimizden alacağı ihtimalini de göz ardı etmemeliyiz. Bir zanaatkarın gecesini gündüzüne kattığı sanatını, bir yazarın gün yüzü görmeyip yaptığı eserin yerini teknolojik cihazlar yer alınca insanda yaşama hevesi kalmıyor. Eğer emeklerimizi ve düşünme kabiliyetlerimizi yapay zekaya teslim edersek, sadece işimizi değil, o işi yapan kendi benliğimizi de kaybederiz. Yapay zeka bizim için sadece işlerimizi kolaylaştıran bir asistan olmalıdır. Bize çabalamayı unutturan, düşünme kabiliyetimizi teknolojik cihazlara teslim eden insanlar haline getirmemelidir.

Yapay zeka bizim için bir yol olabilir ama o yolda nereye gideceğimizi biz belirleyeceğiz. Emeklerimizin kutsallığından ve hatalarımızdan deneyim edinme şansı varken teknolojinin bizi bunlardan mahrum bırakmasına izin vermemeliyiz. Yapay zekayı hayatımızda düşüncelerimizi yöneten değil, işlerimizi kolaylaştırmaya yarayan bir araç olarak kullanmalıyız. Bu sayede hem teknolojiden yararlanır hem de insan kendi olarak kalabilir. Unutmayalım ki; yapay zeka her şeyi hesaplayabilir fakat içimizde bulunan özgür yaşam azmini ve yaratıcılık sevdasını asla taklit edemez.




önceki eser / sonraki eser