Konusu:
“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”
Yazar Rumuzu: mavera2435
Eser Sıra Numarası: 21022026eser03
YAPAY ZEKÂNIN YAŞAMIMIZDAKİ YERİ NEDİR, NE OLMALIDIR?
Son yıllarda herkesin diline pelesenk olmuş bir kavram yapay zekâ. Belki de en çok konuşulan, en çok tartışılan, en çok merak edilen ve bizleri bir o kadar da kaygılandıran bir kavram. Aslında aklın ve bilginin yolculuğu boyunca hayatımızı kolaylaştırmak ve verimli kılmak için geliştirilen ürünlerin günümüzdeki bir örneğidir bu kavram. Ancak çoğu zaman yapay zekâdan faydalanırken onun ne olduğunu, onu hayatımızda nereye koymamız gerektiğini unuturuz. Peki günlük konuşmalarda, haberlerde, derslerde, iş hayatında ve hatta sosyal medyada bile karşımıza çıkan bu kavram; nasıl oldu da bir anda hayatımızın merkezine oturdu?
Yapay zekâ; en basit tanımıyla öğrenme, analiz etme, problem çözme ve karar verme gibi süreçlerde makinelerin insanları taklit ettiği bir dijital teknolojidir. Başka bir deyişle, makine ve bilgisayarların sadece verileri işleyen araçlar olmaktan çıkıp öğrenebilen ve gelişebilen sistemler hâline gelmesidir. Bu kavram her ne kadar son birkaç yılda hayatımıza girmiş gibi görünse de oldukça uzun bir oluşum sürecine sahiptir. 20. yüzyılın ortalarında, yalnızca hesaplamalar yapan basit bilgisayarlarla başlayan bu süreç; bilim insanlarının makinelerin sadece veri işleyen araçlar olmaktan çıkıp akıllı sistemlere dönüşebileceği fikrini ortaya atmasıyla başlamıştır. Zamanla bilim insanlarının çalışmaları, algoritmaların geliştirilmesi ve yeni veri işleme teknolojileriyle teorik bir fikir olmaktan çıkıp somut bir teknolojik alana evrilmeye başlamış ve günümüzdeki hâlini almıştır.
Bugün ise yapay zekâ farkında olsak da olmasak da hayatımızın birçok alanında yer edinmiş durumdadır. Yapay zekâ; telefonlarımızdaki uygulamalardan sosyal medyada tükettiğimiz içeriklere, sağlık alanında hastalıkların teşhis ve tedavisine, eğitim alanına ve hatta askeri alana kadar birçok alanda aktif rol almaktadır. Örnek olarak bir öğrenci zorlandığı bir konuyu bir yapay zekâ uygulamasıyla çalışarak daha iyi kavrayabilir veya bir doktor hastalıkların erken teşhisini koyan yapay zekâ tabanlı bir sistemle sayılamayacak kadar hayat kurtarabilir. Bu yönüyle yapay zekâ insan hayatını yadsınamayacak kadar değiştiren bir gelişmedir.
Ancak burada önemli olan soru şudur: Yapay zekânın hayatımızdaki yeri nedir? Hayatımızın merkezinde mi olmalıdır yoksa sadece yardımcı bir araç olarak mı kullanılmalıdır? İşte bu sorular birey ve toplum için büyük önem taşır. Günümüzde yapay zekâ destekli sistemlerle çalışan çeviri araçları, ders platformları ve akıllı telefonlar bizlere aslında yapay zekânın sadece teknolojik bir yenilik olmadığını, aynı zamanda modern hayatı şekillendiren bir öge olduğunu göstermektedir. Özellikle son birkaç yıldaki teknolojik gelişmelerle yapay zekânın hayatımızdaki yeri daha da belirginleşmiştir.
Fakat yapay zekâyı sadece hayatı kolaylaştıran bir unsur olarak görmek yanlış olacaktır. Çünkü yapay zekâ sadece işlerimizi kolaylaştıran bir uygulama olmasının yanı sıra düşünme, öğrenme ve bilgiye olan bakışımızı da yavaş yavaş değiştirmektedir. Her ne kadar yapay zekâyı hızlı ve kolay cevaplar sunması sayesinde kullansak da bu hızlı cevaplar bizleri doğruluğunu bile sorgulamadan hazır bilgiye yöneltmektedir.
Bu da üretme, düşünme ve eleştirel düşünme becerilerimizi gün geçtikçe köreltmektedir. Bu yönüyle yapay zekâ belki de en çok eğitim alanını etkilemektedir. Her ne kadar doğru kullanıldığında eğitim hayatını destekleyen bir yardımcı olsa da yanlış kullanıldığında özellikle öğrencilerin öğrenim süreçlerini olumsuz etkilemeye çok müsaittir. Çünkü gerçek öğrenme kişide merakı diri tutarak bilgiye ulaşmaya hizmet ederken o süreçte edinilen deneyim, bilgi ve çaba ile kişiyi geliştirir. Eğer yapay zekâ, öğrenme sürecinde yanlış kullanılırsa insanı insan yapan en önemli özelliklerden biri olan merak ve akıl yürütme yetilerini zamanla köreltebilir. Aynı zamanda bu araç insana karşı bir otorite olarak değil, onu destekleyen bir araç olarak kullanılmalıdır. Zira yapay zekâ araçlarından farklı olarak vicdanımız, duygularımız, değerlerimiz ve sorumluluklarımız vardır. Her ne kadar yapay zekâ insanlar gibi öğrenebilse de bir insan gibi empati kurup ahlaki bir karar veremez çünkü sadece mantığına ve ona öğretilene uyar. Onun için rasyonellik her zaman bir adım öndedir.
Yapay zekânın insanlar arası ilişkilere olan etkisi de son zamanlarda hakkında konuşulan konulardandır. Bu araçların gelişmesiyle birlikte bireyler yapay zekâyı bir insan olarak kabul edip gerçek insanlarla sosyal ilişkiler kurmak yerine yapay zekâyla vakit geçirmeyi daha cazip bulmaktadır. Bu durum da onları yalnız insanlara dönüştürerek asosyallik ve sosyal anksiyete gibi sonuçlara neden olmaktadır. Ayrıca yapay zekânın bir birey olarak görülmesiyle ona anlatılan bilgilerin gizliliği de insanları tereddüde düşürmektedir. Bu sebeple yapay zekânın kullanımı sırasında paylaşılan bilgilere de dikkat edilmelidir.
Öte yandan doğru kullanıldığında yapay zekâ, insanlığın karşılaştığı sorunların çözümünde büyük önem taşır. İklim değişikliği, bilimsel çalışmalar ve sağlık sorunları için yapay zekâ teknolojileri yeni imkânlara kapı aralayarak insanları umutlandırmaktadır. Bu da yapay zekânın insan hayatına yardımcı olarak kullanıldığında insanlığı ilerletebileceğini göstermektedir bizlere.
Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta şudur: Yapay zekâyı yöneten mutlak karar mekanizması, insan olmalıdır; insanı yöneten, yapay zekâ olmamalıdır. Yani yapay zekâ insan hayatına yardımcı bir ek kaynak olmalıdır, onu yöneten bir güç olmamalıdır. Aksi takdirde bu teknolojiler insan hayatına yardımcı birer araç olmaktan çıkıp kontrol edilmesi zor birer güce dönüşebilir.
Sonuç olarak yapay zekâ çağımızın en önemli bilimsel gelişmelerinden biridir ve hayatımızda çok önemli bir yer tutmaktadır. Ancak hayatımızdaki yeri insanın yerini almak veya onun yeteneklerini köreltmek değil; insanın hayatını kolaylaştırmak ve desteklemek olmalıdır. Bilinçli ve etik bir şekilde kullanıldığında insanlığın ilerlemesine büyük katkı sağlayacaktır. Fakat yapay zekânın bir araç olduğu, onu değerli kılanın ise onu doğru kullanan bir insan olduğu unutulmamalıdır. Christian Lous Lang’ın da dediği gibi: “Teknoloji iyi bir hizmetkâr, kötü bir efendidir.”
önceki eser / sonraki eser