Konusu:

“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”


Yazar Rumuzu: yakamoz1277

Eser Sıra Numarası: 18022026eser06




                                            RUH MU? KOD MU?

Her sanat tutkununun ruhunu kemiren bir soru vardır. Sanatı sanat yapan şey nedir? Ressamın fırçasının tuvali okşadıkça arkada bıraktığı iz mi, renklerin birbiriyle sohbeti mi ya da parmaklarından saylafara akan sözcükler mi? “Güzel sanat” kavramını açıklamaya, bir eserin insana neden cazip geldiğini anlamaya çalışırken sanatı parçalarına ayırıyoruz. Oysa sanat eserlerinin hiçbir parçası tek başına bir anlama gelmiyor. Renkler, çizgiler, kelimeler yalnızken sanat oluşturmuyor. Onların bir araya gelişinden ortaya çıkan yol eserlerin bir sanat ürünü olarak algılanmasını sağlıyor. Bir tablodaki her şekil, kâğıdın üstündeki her sözcük birleşince sanatçının zihnine bir geçit oluşturur. Zihnimizde duyguların patlamasını sağlarlar. Bu tür eserlerin işte kendi ruhları, ezgileri vardır. Onları değerli kılan da bu hikayedir.

Günümüzün ilerleyen teknolojisi ile birlikte 100 yıl önce olmayan bir kavram ortaya çıktı: Yapay zekâ. İlk başta sadece daha kolay bilgiye ulaşmak için kullanılan yapay zekâ artık metinler yazmak, resimler oluşturmak, şarkı bestelemek için de kullanılıyor. “Yapay zekâ tarafından üretilen sanat” olarak insanlara sunuluyor. Peki bu yapay zekâ tarafından oluşturulan şey “sanat” olarak isimlendirilebilir mi? Yapay zekâ; sistemine işlenmiş resimleri, kitapları, makaleleri, şarkıları inceler ve onların tarzını kopyalar. Özgünlüğü yoktur. Başka insanların emeklerini çalıp kendisininmiş gibi gösterir. İşleri hiçbir zaman onun bir uzantısı olamaz, kopyaladığı eserlerin bir bileşimi olur sadece. Sanatı sanat yapan “ruh” yapay zekâ tarafından yakalanamaz. Zira duygular, düşünceler ve hayaller sanatsal değer kazandırır. İnsanın ruhunun yansımalarıdır. Yapay zekâ bunları kopyalayamaz. Bu nedenle eserleri her zaman eksik hissettirir.

Yapay zekanın getirdiği kolaylık ile insan emeğinin değeri azalmıştır. Daha az maliyetli olduğu için yapay zekâ eskiden insanların yaptığı pek çok işi üstlenir. Sanatın yanı sıra çeviri, yazılım, finans gibi alanlarda da kullanılıyor. Yakın gelecekte yapay zekanın editörlük, çevirmenlik, muhasebecilik, satış danışmanlığı, sekreterlik gibi mesleklere öncülük etmesi bekleniyor. Yapay zekanın hakimiyeti altına aldığı bu geniş iş yelpazesi yüzünden binlerce insan işlerinden olacak.

Şu anda bile hayatımızın merkezinde olan yapay zekanın teknoloji geliştikçe daha da baskın olacak. Yapay zekâ insanların yerini doldurmaya çalışacak. Şu anda bile yapay zekâ insan emeği üzerine tercih edilmekte. Erişilebilirlik, kolaylık bahaneleri arkasına saklanarak insanın değerini sömürmekte. Yapay zekâ tarafından yapılmış resimler galerilere asılmış, yazılmış kitaplar raflarda yerini almış, çevrilmiş ve seslendirilmiş filmler yayımlanmış durumda. Bilimsel makalelerde bile yapay zekanın izleri ile karşılaşılabiliyor. İnsan emeği yapay zekâ tarafından silinmeye çalışılıyor. Fakat yapay zekâ insanı hikâyeden silmekle kalmıyor. Aynı zamanda insanlığı manipüle etmek için de kullanılıyor. Özellikle sosyal medyada yapay zekâ tarafından yapılmış videolara rastlamak çok kolay. Sosyal medyada yapay zekâ tarafından yapılmış yalan videolar paylaşılıyor. Gerçek olmayan haberlere inanılıyor. Hatta insanların sesleri yapay zekâ tarafından taklit edilerek oluşturulmuş videolar kolayca bir kişinin bütün itibarını yok edebiliyor. Üreticilerin, ünlülerin kimlikleri bir robot tarafından çalınırken izleyici de neye inanıp neye inanmaması gerektiği konusunda derin bir kuyunun içinde buluyor kendisini. Gerçeklik ve sanal evren arasındaki ayrım gittikçe güç sahibi kişilerin yararına bükülüyor. Tepedekiler yalanla ile istediklerini elde ederken ezdikleri insanlar kendilerine bile güvenememeye başlıyor. Hayatlarımız sanal tuğlalar tarafında örülmüş duvarlar arasında sıkışıp gidiyor.

Bana kalırsa yapay zekâ bir komut ile bir şey üretememeli. Sadece verileri düzenleyen ve kolay bir şekilde erişimini sağlayan bir program olmalı. Soruları yanıtlayabilmeli ama istek üzerine bir konu ile ilgili bir içerik üretememeli. Örneğin, “yalnızlık” ile ilgili bir komut yazıldığında yalnızlık ile ilgili istenen bilgileri kullanıcıya sunmalı -veriye ulaşımı kolaylaştırmalı- fakat o veriler ile kendi metnini yazmamalı. Yapay zekâ uygulamaları, kullanıcının internetteki bilgi karmaşası ile mücadele etmesinin önüne geçebilmek ve spesifik bir soruya yanıt alabilmek için kullanılmalı.

Sonuç olarak, yapay zekâ; veriyi işlemek, düzenlemek ve erişilebilir kılmak için kullanılmalıdır. Bir algoritma hız sağlayabilir, milyonlarca bilgiyi saniyeler içinde önümüze getirebilir; fakat hangi duygunun anlatılmaya değer olduğuna karar veremez, yaşanmışlığın ağırlığını taşıyamaz. Bu nedenle yapay zekanın görevi insanın yerini almak değil, insanın araştırmasını desteklemektir. Sınır aşıldığında teknoloji kolaylık sunan bir yardımcı olmaktan çıkar, insanın sesini gölgeleyen bir güce dönüşür. Oysa sanatın, bilimin, hikâyelerin ve şiirlerin gerçek sahibi hâlâ insandır ve öyle kalmalıdır. Nitekim Attilâ İlhan’ın “ben sana mecburum bilemezsin” dizesinde olduğu gibi, bir şiirin değeri kelimelerin dizilişinde değil, o kelimelerin arkasındaki insan ruhunda saklıdır.






önceki eser / sonraki eser