Yazar Rumuzu: yakamoz3573
Eser Sıra Numarası: 23122025eser02
İNSAN AKLININ SON ÜRÜNÜ: YAPAY ZEKÂ
İnsanoğlu, yüzyıllar boyunca, kas gücüyle
üstesinden gelemediği şeyler karşısında icatlara imza atmıştır. Şimdiki
gelişmiş aklıyla o icatları basit gibi görse de geçmiş zamanda bunların ne
kadar mucizevi olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Hangisi için olmasaydı
da olurdu diyebiliriz ki? Ateşin kontrollü kullanımı mı tekerleğin icadı mı
yoksa yazı mı? Hangisi?..
İnsanın doğayla, çevresiyle mücadelesini kolaylaştıran,
hayat standartlarını kademe kademe yükselten ve nihayet “medeniyet” olgusunu
mümkün kılan icatlar; insanlığın nereden nereye geldiğini de gösterir bir
taraftan. İlk başta yaşamı kolaylaştırıp insan ömrünü uzatmaya yönelik olan
icatlar, sonraları bilginin kolay ifade edilmesi ve korunup saklanması,
yayılması üzerinde odaklanmıştır. Bu da insanlık için kritik dönüm noktalarında
biri olmuştur. Mağara duvarlarına çizilen resimlerden kâğıda ve matbaaya; ses
kayıtlarından disketlere ve bulut depolamaya uzanan yolculukta geldiğimiz
noktada yapay zekânın ortaya çıkışı, belli ki insanlık için önemli dönüm
noktalarından biri olacaktır. Robotların bir gün dünyayı ele geçireceğini,
tıpkı insanlar gibi düşünme ve konuşma yetisine sahip olacağını bilim-kurgu
filmlerinde izleyen insanoğlu; şimdi ise yapay zekâ denilen dipsiz bir kuyunun
hemen yanı başında merakla beklemektedir. Öyle ki sınırsız bilgiyle beslenen,
farklı ve sonsuz miktarda cevap üretebilen, sürekli kendini geliştiren ve
nihayetinde de kontrol edilmezse ahlak ve mahremiyetle ilgili sayısız sorun
yaşatabilecek dipsiz bir kuyu …
Peki, nedir yapay zekâ? Karşıtıyla açıklamaya çalışacak
olsak doğal olandan farkı nedir ki Türkçede bu ifadeyle adlandırmayı doğru
bulduk? Yapay zekâ, en basit tanımıyla insanın zihinsel işlevlerinin
bilgisayarlar ya da makineler tarafından taklit edilmesidir. Yani doğal süreç
içinde insan zihni nasıl ki öğreniyor, problem çözüyor ya da karar
verebiliyorsa yapay zekâ da bu işlevlerin dijital cihazlar tarafından
yapılabilmesini mümkün kılıyor. Tek bir görevi yerine getirmek için tasarlanan
yapay zekâdan insan beyninin tüm yeterliliklerini yerine getirebileceği hayal
edilen yapay zekâya uzanan bir büyülü yolculuk içinde insanoğlu. Öyle ki
başlangıçta en basit işlemlerde hata yapabilirken zamanla kendini kodlayanları
bile şaşırtacak düzeye ulaşan yapay zekâ, robotların bir gün dünyayı ele
geçireceğine inanan insanlık için büyülü bir simülasyon hissi veriyor. Hal
böyleyken de günlük hayatımıza hızlı bir giriş yapıyor yapay zekâ. Otomotiv
sektöründen finans sektörüne, sağlıktan eğlenceye, hizmet alanından müşteri
ilişkilerine kadar pek çok alanda yapay zekâ, hayatımızın merkezine yerleşmiş
durumdadır. Hastanelerde tıbbi görüntüleme amacı ile kullanılan cihazlar,
hastalıkların teşhis ve tedavisindeki planlamalar, hastaların randevu
almalarını kolaylaştıran kayıt programları ve daha birçok noktada yapay zekâ
devrede. Otomobillerdeki frenleme sistemleri, çarpışma tehlikesini önlemeye
yönelik mekanizmalar; bankacılık alanındaki sanal asistanlar, siber güvenlik
önlemleri; video oyunları, ses klonlamaları, görsel efektler, müzik
platformlarındaki algoritmalar ve daha niceleri… Evdeki robot süpürge de yapay
zekâ ürünü, sokaktaki plaka tanıma sistemi de. Telefonumuzdaki sanal asistan da
kolumuzda kalp atış hızımızı ölçen saat de stüdyoya girmeden şarkı okumayı
mümkün kılan sistem de yapay zekâ ürünü. Yani görülüyor ki yapay zekâ insan
hayatının merkezine yerleşmiş durumda.
İnsanı ve hayatını bu derece yöneten, uzun vadede de
insanın yaptığı her şeyi yapabileceği öngörülen yapay zekâya bir yerde “Dur!”
demek gerekecek mi acaba? Yaptığı ya da yapmayı vadettiği işler dolayısıyla
insanı hemen heyecanlandıran, hayaller kurduran ve hayatını oldukça
kolaylaştıran yapay zekâ; insanı robotlaştırır, yaptığı işi elinden alır ya da
kendi oluşturduğu dünya düzeni içinde insanı saf dışı edecek olursa o büyülü
simülasyon bozulacak mı? Öğretmensiz okul, doktorsuz ameliyat ya da
kendiliğinden giden arabalar tatlı bir hayal olmak yerine acı bir gerçeğe mi
dönüşecek? Yapay olanı gelişirken insan aklına ihtiyaç kalmaması, hayatı
kolaylaştırması istenirken insanı bir noktada işsiz bırakması ihtimali
tartışılmayacak mı? Toplumsal düzenin işleyişi açısından ne kadar yararlı
olduğuna inanırken ahlak ve mahremiyetle ilgili oluşturabileceği sıkıntılar
konusuna kafa yorulmayacak mı? İnsanın bu dünya düzeni içinde, bilimin ve
teknolojinin sunduğu imkanlara kapıyı kapatma ihtimali elbette yoktur. Çünkü bu
imkanlara sırt çevirmek, getiremeyeceği büyük nimetlerden mahrum kalmak
demektir. O zaman doğru olan yapay zekânın hayatımızda olması ama etik
kurallara uygun ve insanlık yararına hizmet edecek şekilde varlık göstermesi
gerekir. Aksi takdirde açtığımız o kapıdan giren tatlı misafir; bizde acı hatıralar
bırakarak çeker, gider.