Konusu:
“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”
Yazar Rumuzu: gülcemal0135
Eser Sıra Numarası: 23122025eser01
YAPAY ZEKÂ: YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI İNSANLIĞIN SONU MU?
Günümüz modern dünya düzeni, ilerleyen teknolojik ve bilimsel faaliyetler; insanı bilgiye ulaşma, bilgiyi işleme ve yönetme, sorun giderme gibi noktalarda yeni arayışlara itmektedir. Bilgisayar, internet, akıllı telefon, bulut depolama gibi dijital gelişimin adım adım ilerlemesini sağlayan unsurların varlığını gölgede bırakan, dijital çağın en dönüştürücü gücü olarak kendisini gösteren yapay zekâ; artık bir hayal değil, sınırlarının nereye ulaşacağı düşünüldüğünde insanı zaman zaman korkutan bir gerçektir. İnsan aklının binlerce yılda gerçekleşen gelişimine ve bunun ürünlerine bakıldığında halihazırda elimizdeki son örneği olan yapay zekâ; insana özgü pek çok şeyi yapabilmesi, insanı taklit edebilmesi ve hatta bazı alanlarda onu aşabilmesi sebebiyle oldukça korkutucu olabilmektedir. Yaşadığı dünya düzenini kuran, karar veren, yöneten insanoğlu kontrolü kaybedebileceğini, karar mekanizmasının kendisinden makinelere geçeceğini düşünmekte ve sonuçta da kendi yarattığı teknolojinin bir noktada kendisinden daha güçlü hale gelmesinin sonuçlarını öngörememekten dolayı korkmaktadır.
İngiliz bilim insanı Prof. Dr. Stephen Hawking, yapay zekânın insanlığın varoluşuna karşı büyük bir tehdit olduğunu söylemiştir. Hawking, rahatsızlığından dolayı konuşmak için kullandığı basit yapay zekâ teknolojisi ve sonrasında geliştirilen bir konuşma sistemiyle iletişim kurmuştur. Akıllı telefonlardaki klavyeler gibi düşünülebilecek bu sistem, Hawking’in bilgisayarından onun nasıl düşündüğünü tespit etmiş ve bir sonraki adımda kullanma ihtimali olan kelimeyi ona tavsiye etmiştir. Bu iletişim kolaylığını yapay zekâ sayesinde sağlayan Hawking; buna rağmen yapay zekâ teknolojisinin basit, ilkel halini faydalı olarak gördüğünü ancak insanla boy ölçüşüp onu geçebilecek formunun kendisini korkuttuğunu söylemekten çekinmemiştir. Çünkü ona göre, kendi kendine iş görebilen, kendini yeniden tasarlayabilen ve bunu, artan bir hızla yapabilen yapay zekâ karşısında insan; yavaş bir biyolojik evrimle sınırlıdır. Bundan dolayı da insanoğlunun yapay zekânın evrimiyle yarışma ve onu geçme imkânı bulunmamaktadır. Yani kısaca Hawking şöyle diyor: “Tam bir yapay zekânın geliştirilmesi, insan ırkının sonunu getirebilir.” Oldukça ürkütücü bir teori bu.
Yapay zekâ, bir taraftan da hayatımızın pek çok noktasında biz insanlara büyük kolaylıklar ve verimlilik vadediyor. Hal böyle olunca da bu cezbedici vaatleri elde etme ihtimali, insanoğlunu daha da tetikliyor ve hep bir adım öteye gidebilme yollarını arıyor. Aşırıya kaçma ihtimali, hem bireysel hem de toplumsal anlamda dengeyi sağlayamama durumu, önemli ve bir o kadar da karmaşık bir sorun olacak gibi görünüyor. İnsan, yapay zekâyı hayatına hangi ölçüde alacağı konusunda net olursa, bu ilerlemenin getireceği büyük yararlar ile olası sosyal, ekonomik ve ahlaki riskler arasında bir denge sağlayabilirse yapay zekâdan en üst düzeyde verim alabilir. Eğitimden sağlığa, iş dünyasından günlük yaşama kadar sağlayacağı kolaylıklar hiç de yabana atılabilecek cinsten değil çünkü. Neler yok ki bunlar arasında? Telefonlardaki sanal asistanlar, sosyal medya algoritmaları, erken teşhis ve tedavi planlamaları, öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilebilen materyaller, ev işlerini kolaylaştıran robotlar ve daha neler neler?
Yapay zekâ, nihayetinde bir yazılımdır. Öğrenen, dili anlamlandırabilen, karar verebilen bir yazılım. İnsan zekâsının bir ürünü yani. O halde insanı, zaman zaman yüzyılın icadını bulduğuna inandıran ama bir o kadar da korkuya düşüren nedir? Kendi düşmanını yaratmış olabileceği ihtimali mi? Kurduğu, yönettiği dünya düzenini altüst etme ihtimali mi yoksa? Etik değerler, güvenlik ve gizlilik açığıyla oluşabilecek riskler gözetilmezse bu yazılım insanlığa korktuklarını yaşatabilecek gibi görünüyor. İş dünyasında insan gücüne ihtiyaç kalmaması, yazılımla oluşturulabilecek taraflı algoritmaların ayrımcılığa yol açması, sürekli toplanan kişisel verilerin gizlilik konusunda oluşturacağı büyük riskler, insanı insan yapan eleştirel düşünme ve karar verme kabiliyetini yapay zekâya kaptırması... Sayması kadar kolay değil kabullenmesi. O zaman ölçütümüz nedir, ne olmalıdır? Yüksek faydayı öncelediği, güvenlik ve mahremiyeti ihlal etmediği ve nihayetinde hayatımızda “son karar verici” değil “güçlü bir yardımcı” olduğu sürece yapay zekâ hep var olmalı.
önceki eser / sonraki eser