Konusu:

“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”

 
Yazar Rumuzu: dinçer2009

Eser Sıra Numarası: 23022026eser30




                                                          İnsan ve Teknoloji

İnsan, eksik bir varlık olarak doğdu yaşamın çizgisi üzerinde. Görme yetisi zayıf, aklı sınırlı bir varlık olarak; ama insanın elinde yaratımın, sorgulamanın ateşi vardı. Tüm eksikliklere inat ateşi buldu, taşı yonttu, kalem insanın elinde hayat buldu. Ama insan hâlâ eksik olandı, hâlâ bağımlıydı; kendi yarattığına mecnun olacak kadar kendini unutan ve kaybolandı.

Sonunda insan, yarattığıyla sınandı. Teknoloji de böyle bir sınavdı. İnsanın eksikliklerine aradığı bir cevapken, zamanla insanın zihniyle arasına giren bir sis bulutuna dönüştü; sorgulamayı körelten, insanın içindeki ateşi gölgeleyen bir sis bulutuna...

Teknoloji, eksikliğiyle kavrulan, mükemmelliği arzulayan insan zihninin doğurduğu kusursuz bir projeydi aslında. İnsanın hafızasının yetmediği yerde kaydeden, görmediğini büyüten, bilgiyi direkt olarak veren; zamana gücü yetmeyen insanın elindeki saate dönüşendi.

Teknoloji zamanı sıkıştırdı, anılar silikleşti. Duygular artık tek boyuta sıkıştı, sorgulama gereksiz sayıldı. Farklı fikirler, insan zihnindeki sahnesini düşünülmeyen cevaplara bıraktı. İnsan artık yaşadığı ânın öznesi değil, onu uzaktan izleyen bir tanıktı. Bir sonraki bildirimi bekleyen monoton bir zihindi.

Sessizlik rahatsız edici bir belirsizlikti; her şeyi önüne katarak akan bu nehirde bir köşede durmak suç olmuştu. Hâlbuki insan sessizlikte dinler kendini, yalnız kalınca anlar içindeki ritmi. Gürültü arttıkça insanın içindeki yaratımın çığlığı, karanlığın içine prangalanmıştı adeta. Ama her eksikliği giderilen insan, en çok kendinden eksilmez miydi?

Artık dünya, düşünmeden önce dokunduğumuz bir yüzey; sorgulamadan konuştuğumuz bir sahneydi. Yaşamda her şey dengededir, her şey karşılıklıdır. Yaşam bir ağaçtır aslında; bazen yaprak döken, bazen de tüm canlılara kucak açan. Ne salt iyi olandır ne de yalnızca kötü olan. Yaşam dört mevsimdir aslında.

Teknoloji serdi tüm nimetleri insanın parmak ucuna; karşılığında aşırdı sorgulamanın ateşinden bir parça. Fakat bilgi, insanın ilişki kurabildiği kadardır yalnızca. Bilgi çoğaldıkça düşünceler seyrekleşti. Farklı sesler monotonluğun korosuna teslim oldu. Artık her şeye muktedir olduğunu sanan insan, bilgiyi anlamlandırabilmekten çok uzaktaydı.

Asıl mesele teknolojinin varlığı değil, insanın merkezden çekilmesidir. İnsan merkezdeyken teknoloji yalnızca bir araçtır. İnsanlar, yarattığının aracına dönüştüğünde ise neyi neden yaptığını bilemeyecek kadar aklının iplerini teslim eder; sorgulamayı göz ardı eden benzerlere dönüşürler. İnsanın yaratımındaki sonsuz nehirde dibe çöken kum taneleri gibi, sessizce diğerlerinin arasına karışırlar.

Yine de teknoloji bir tehdit değildir. Kendinin hâkimi olmayı başarana o insan için, insanın sesini çoğaltan bir yankıdır; zihninin derinliklerinden dünyaya açılan sınırdaki bir eşiğe dönüşür. O sınırları aşan düşünceyi sınırların ötesine taşır, görünmeyeni görünür kılar. Doğru kullanıldığında insanın içindeki alevi yakan ilk kıvılcımdır, insanın önündeki engelleri kaldıran bir araçtır.

Sorun, insanın alevinin yönünü kaybettiği anda başlar; amacını kaybettiği, yönünden şaştığı anda... İnsan kendini bu yankının aslı sanmaya başlar. Teknoloji, insanı besleyen bir araç olmaktan çıkıp hayat damarlarına dönüştüğünde; insandan teknoloji çıkarıldığında geriye sadece kaygı kaldığında; insan çoktan teslim etmiştir özgürlüğünü, tayin etmiştir hâkimini, bastırmıştır insanlığını.

O zaman hayatı temsil etmeye çalışan teknoloji çoktan geçmiştir hayatın yerine. Tam o anda insan, kaybetmiştir insan olan kısmını. Teknoloji her şeyi bilebilir ama her şeyi anlamlandıramaz. İnsan, anlaşılamayan yönleriyle insandır.

Sonuçta teknoloji ne zalimdir ne de mazlum; o, kılıcın kendisidir. Kendini bilen insanın elinde özgürlük, kendini kaybedenin elinde hâkimdir. Sonuçta teknolojinin hayatımıza ne kadar dâhil olacağının ölçüsü insanın iradesidir. Hayatın ölçüsü insanın kendisidir.



önceki eser / sonraki eser