Konusu:

“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”


Yazar Rumuzu: mimoza1190

Eser Sıra Numarası: 23022026eser19




                                                              Hızın Gölgesindeki Benlik

‘’Yapay zekâ bugün hayatımızın içine sessizce girmiş durumda. Ders çalışırken, bir şeyler araştırırken ya da günlük işlerimizi yaparken bize yardımcı oluyor. Aslında amacı bizim yerimize düşünmek değil, bize destek olmak. Doğru kullanıldığında zaman kazandırır, işleri kolaylaştırır ve insanın üretkenliğini artırır. Önemli olan, yapay zekâyı kontrol edenin yine insan olması ve onu kendi değerlerimizle birlikte kullanabilmemizdir.’’

Peki, sizce bu satırları kim yazdı? Bir insan mı yoksa bir yapay zeka asistanı mı? Evet, bu satırları sadece birkaç tuşla, saniyeler içerisinde bir yapay zeka asistanı yazdı. Peki, Siz bunu ayırt edebildiniz mi? Ayırt etmesi oldukça güç değil mi? Günümüzde yapay zekayı hayatımızın her alanında görmeye başlar olduk. Öyle sinsi bir şekile girdi ki hayatımıza, biz fark etmeden gölgemiz gibi yerini aldı. Gerek sosyal medyadaki gülünç videolarda gerek televizyonlardaki reklam kampanyalarında karşımıza çokça çıkıyor. Peki, ya eğitimde? Orada ise hem öğrencilerde hem de öğretmenlerde etkin bir rol almaya çoktan başladı bile. Öyleyse, hayatımızın bu kadar içinde olan bu teknoloji gerçekte neye karşılık geliyor? Yapay zeka, basitçe insan zekasını taklit eden ve bunu internete yüklenen her bir veri ile yapabilen asistanlardır. Yani sorulan soruları, internette şimdiye kadar işlenmiş olan bütün verileri tarayarak cevaplayabillir. Bu asistanları günümüzde birçok farklı sektörde görsek de bu durum insan yaşamına doğru bir şekilde yansımıyor. Yapay zeka aslında önü çok açık ve doğru şekilde kullanıldığında insanlığın en büyük sorunlarını giderebilecek bir güç aslında. Fakat insanoğlu, eline geçen bu gücü insanlığın faydası için kullanabileceği gibi, kendi maddi hırsları için de kullanabilir. Adeta hız tutkunluğu uğruna uçuruma sürüklenen bir genç gibi. Durum böyle olunca yapay zeka, çıkar amacı kovalayan insanların rahatça erişebileceği bir silah haline her an gelebilme potansiyeli taşıyor. Bu derece ileri gidildiğinde ise geri dönülemeyecek sorunlar baş gösterebilir. Yapay zeka, insanlığı aydınlığa kavusturabilecekken karanlığa sürükleyebilir.



Peki yapay zekanın tek eksisi bu mu? Tabii ki hayır. Yapay zeka geliştikçe, insanoğlu tembelleşiyor. Bir düşünün, yapay zekanın hayatımıza girişinden sonra kim patronunun verdiği belgeleri uzun uzun inceleyip rakip firmasının geçtiğimiz yılki satış stratejilerini not alıyor? Veyahut hangi öğrenci ödevinde yapamadığı bir soru için gerekli olan bilgiyi Türk Ansiklopedileri’nin ciltlerini karıştırarak buluyor? Cevabı ben söyleyeyim: Kimse. Artık hazır bilgiye o kadar çok alıştık ve muhtaçlaştık ki bilgiye anında ulaşalım istiyoruz. Öğreneceğimiz şey için ne bir emek ne de zaman harcamak istiyoruz. Bu yalnızca bir bilgiyi öğrenirken değil, hayatımızın her yerine yayıldı. Örneğin, eskiden insanlar sevdiklerine mektuplar yazarlardı. O masanın başına oturulduğunda önce kara kara düşünülürdü. Ne de olsa uzun süre içerisinde sevdiğinle kurabileceğin tek iletişim noktası burası. Ne yazsam faslı bittikten sonra, o heyecanla duygular, peşinden de cümleler toparlanınca kağıda dökülmeye başlardı artık sözcükler. Aman mürekkep akmasın diye azami bir dikkat sarf edilirdi. Güzel bir el yazısı ile yazılan mektup zarflanır, sıkıca kapatılır ve pulların bulunduğu küçük teneke kutudan uzun zamandır kullanılmaya kıyılamayan o en güzel pul çıkarılır ve yapıştırılırdı. Ne de olsa önemli bir postaydı o. Postaneye verince de bitmezdi tabii. O mektubun gitmesi ile yenisinin gelmesi heyecanlı bir bekleyişi de peşinde getirirdi. Demem o ki eksiden emek vardı, duygular ön plandaydı, insanlar icraatleriyle birbirlerine saygısını gösterirdi, şimdilerin aksine… Bunların hepsi çok önemliydi o zamanlar. Artık asıl düşünmemiz gereken şey, teknoloji özellikle de yapay zeka insanların arasındaki bu saygıyı nasıl götürdü? Ya da biz neden götürmesine izin verdik?

Yapay zekayı hayatımızın içerisine ne kadar dahil edeceğimizi bizler seçebiliriz. Bizlere verilmiş en büyük lütuf olan hayatımızı, olabilecek en hızlı biçimde yaşamak kutsallaştırılmışken, her türlü yeni bilginin hızla üretilip tüketildiği bir dönemde durup, biraz düşünüp, kendimize, hislerimize ve ana olan saygımızı korumak kendimize gösterebileceğimiz en büyük sevgi aslında. Biz insanları gerçek birer İnsan yapan değerlerden vazgeçmeyip, onlara sıkı sıkı sarılmak hem kendimize hem de gelecek nesillerimize yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden. Yapay zekanın bize sunduğu hazır bilgileri ve durumları sadece yararımıza olacak şekilde kullanmayı öğrenmeliyiz aslında hepimiz. Gerisini biz zaten yapmayı biliyorduk.




önceki eser / sonraki eser