Konusu:
“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”
Yazar Rumuzu: mononoko1906
Eser Sıra Numarası: 20022026eser04
YAPAY BİR ZEKANIN EŞİĞİNDE: İNSANOĞLU
“ Adını ben verdim, yaşını Allah versin.” Dede Korkut’un çocuklara isim verirken çok sıkça kullandığı bu söz Türk kültürüne “ad koyma” geleneğini yerleştirmiştir. Bir varlık hayatımıza girmeden önce ona bir ad verme sorumluluğunu bu gelenekle toplum olarak en derinimizde hissetmişizdir. Bu sorumluluk bilinci hayatımıza girecek olan bir bebekten tutun da bir nesneye kadar her şeye isim koyma yükümlülüğünü hayatımıza yerleştirmiştir. Nasıl Dede Korkut verdiği isimleri o varlığın hayatta üstlendiği göreve göre beliriyorsa bu gelenek günümüz yaşantısında bizlerde de devam etmektedir. Yani biz Türkler yabancı bir dilden bir kelimeyi, nesneyi dilimize çevirirken odaklandığımız şey o kelimeyi sadece çevirmek değil göreviyle doğru orantıda bir isim almasını da sağlamaktır. İngilizce de Artificial Intelligence (AI) dilimizde alışılmadık bir bağdaştırma şeklinde isimlendirilmiştir. “Yapay” kelimesi doğal olmayan ve insanoğlu tarafından oluşturulmuş anlamına gelirken “Zeka” kelimesi ise bir tür doğal mantık kullanma ve sorgulama becerisi anlamına gelmektedir. “Zeka” dediğimiz kavram aklımıza hep pozitif çağrışımlar getirirken zekanın hayattaki en büyük güç olduğu vurgulanır. Bunun tam tersi olan “yapay” kavramı ise doğallıktan uzak olumsuz bir çağrışım etkisi yaratır. Yan yana geldiklerinde bile kendi içlerinde tezat bir anlatım oluşturan “Yapay Zeka” tamlaması kullanımı ve anlamı doğrultusunda bir önyargıyı da beraberinde getiren bir dilemmadır. Bu ön yargı bizi hem heyecanlandırır hem de tedirgin eder. Bu tedirginliğe rağmen yapay zekanın hayatın her alanında var olması göz ardı edilemez bir gerçek haline gelmiştir.
Yapay Zeka ChatGPT’nin ortaya çıkmasıyla tanınmaya başlasa da aslında onun öncesinde de kullandığımız pek çok teknolojide arka planda çalışmaktaydı. Yapay zekânın kullanımıyla başlayan bu teknolojik gelişim serüveni, artık yalnızca “teknoloji” olmaktan çıkmış; her alanda, kendine özgü farklı yapılanma getirmiştir. Günümüzde teknolojiyi eğitim ve sağlık gibi alanlardan ayrı düşünmek, yapay zekanın sahip olduğu gücü küçümsemek anlamına gelir. Ekonomiyi, sağlığı, eğitimi ve hatta etik değerlerimizi etkileyebilecek bu bir güce sahip yapay zekayı hayatımızda etkili ve yeterli düzeyde kullanabilme becerisi, çağımızın en önemli yetkinliklerinden biridir. Yapay zeka bizleri dinler, görür ve aslında bizi taklit ederek gelişir. Zaten yapay zekanın özünde insanoğlunu taklit etmek yok mudur? İşte bu sebeple bu yapay oluşumu bizim doğal yapımızı bozacak şekilde hayatımızda konumlandırmamalıyız. Bir etik çerçeve oluşturarak belli sınırlar içinde güvenli bir alan oluşturmalıyız. Yani hayatımıza giren her yenilikte önce adını koyarak ardından da etik çerçevesini oluşturarak bu yeni oluşumu sağlam bir temel oluşturmalıyız.
Çok hızlı bir şekilde hayatımıza giren yapay zeka uygulamaları artık her alanda aktif bir şekilde kullanılmaktadır. Peki sizce bu kullanımı ne yönde nasıl yapmaktayız? Çoğu kişinin severek takip ettiği, bilişim ve teknoloji alanındaki çalışmalarıyla tanıdığımız Serdar Kuzuloğlu katıldığı bir programda yapay zekayla alakalı düşüncelerinden bahsediyor. Yapay zekanın insanoğlunun çok efor sarf etmeden yapabileceği şeylerde insanoğlunun yerini almaya başladığını fakat insanoğlunun gerçekten bir asistanlığa ihtiyaç olduğu yerlerde ise yapay zekanın hiç kullanılmadığını belirtiyor. Bu söz yapay zekanın yaratılış amacına göre kullanılmadığının altını çiziyor. Yani insanoğlu daha çok yapay zekayı günlük rutin işlerini daha da kolaylaştırmak için kullanmakta ama insanoğlunu gelişerek bir üst seviyeye çıkması için etkin bir şekilde kullanmıyor.
Son dönemlerde pek çok haberin başlığında yer alan “Yapay zeka istihdam tehdidi mi?” gibi daha birçok benzer konu da haber karşımıza çıkıyor. Benim gibi lise çağında ve istediği mesleğe karar vermeye çalışan gençleri endişeye sürükleyen bu haberler acaba doğru bir kehanette mi bulunuyor? Bazı mesleklerin yapay zeka yüzünden yok olması zaten işsizlik içinde yüzen birçok toplum için daha büyük bir kabusa dönüşmesine neden olacak mı? Yoksa gelecekte yapay zekanın yeni mesleklere yol açma olasılığı mı olacak? Dikkat edersiniz hep ihtimallerden bahsediyorum ve bunlar ihtimal olduğu için gerçekleşip gerçekleşmeyeceklerini şu an bilemiyoruz. Bu bilinmezlik de “Yapay Zeka”ya sempatinin yanında bir ön yargı oluşmasını da tetikliyor. Zaten insanoğlu en çok kontrol edemediklerinden korkmaz mı? İşte bu meselede böyle bir hal aldı. Biz insanoğlu tam bir kontrol sağlayamıyoruz. Konu ile ilgi sorunlar ve tartışmalar her geçen gün artıyor. Bunlardan biri de “akademik dürüstlük”. Bu kavramın yapay zeka ile başka bir boyut kazandığını görüyoruz. Yaratıcılıkta ve üretmede insanları bir tembelliğe sürüklemesinin yanında var olan verilerle üretilenlerin özgünlüğü de ayrı bir çıkmaz bu tartışmada. Çok sevdiğim bir Japon animasyon sanatçısı Hayao Miyazaki verdiği bir röportajda yapay zekayı yaptığı işte kullanmaktan kaçındığını ve yapay zekanın yaratıcılığımıza dair bir hakaret olduğunu belirtiyor. Kendi emeğinizle hazırladığınız bir çizim sizin günlerinizi alıyorken yapay zekayla bu saniyeler içerisinde gerçekleşiyor. İncelediğimizde zamandan kazanç gibi gelen bu hareket insanoğlunun sonsuz hayal gücünü bir kenarda bırakırken günümüz dünyasında savaştığımız ve önemsiz gibi görünen tembelliğin artmasına neden oluyor ve belki de insanoğlunun sonunu hazırlıyor.
Buraya kadar yapay zekanın hayatımızdaki konumundan bahsettim fakat ondan da önemli olanı gelecekte yapay zekanın yaşamımızda nasıl bir konumda bulunacağıdır. Yapay zeka çok hassas bir gelişme olarak hayat içindeki yerini temellendirmeye başladı. Bunun için yapay zekanın hayat içindeki konumunu çok iyi belirlemeliyiz. İşlerimizde bir asistan olarak yapay zekaya başvurmalı ama kendi hayal gücümüzü, düşüncelerimizi köreltmeden etkin rolümüzü devam ettirmeliyiz. Özellikle gerçeklik algımızı korumalıyız. Artık gerçeğin ve yalanın arasındaki ayrımın hiç de kolay olmadığı bir dönemde en hassas noktalardan biri de bu. Yani yapay zeka temelde bir kurmacadır. Biz de bu kurmacada edilgen bir karakter olmak yerine etkin bir yazar olarak yer almalıyız.
Artık yapay zeka insanoğlunun hayatında giderek güçlenen bir role sahip olmaya başladı. Bu rol ne yönde nasıl şekillenecek bunu bizlerin kullanım tavrı ve zaman belirleyecek. Kıldan ince, kılıçtan keskin bir konuma sahip olan yapay zeka insanoğlunu adeta bir arafta bırakmaktadır. Bir tarafında dünyaya büyük katkılar sağlayacak cenneti ve bir tarafında ise bin bir türlü tehlikeler barındıran cehennemi sunar bizlere. Keskin sınırları olan bu iki tarafı birbirinden ayırmak ve doğru şekilde kullanmak bu yüzden çok önemlidir. Sonuçta yapay zekanın adını biz verdik kim bilir yaşını kim belirleyecek....
Kaynakça:
Türk Dil Kurumu. “Türk Dil Kurumu | Sözlük.” Sozluk.gov.tr, 2022, sozluk.gov.tr/.
Nafizcan Önder. “Yapay Zeka Sanatçı Mı Yoksa Hırsız Mı? | Marketing Türkiye.” Marketing Türkiye, 5 Apr. 2025, www.marketingturkiye.com.tr/haberler/yapay-zeka-sanatci-mi-yoksa-hirsiz-mi/. Accessed 16 Feb. 2026.
M. Serdar Kuzuloğlu. “Yapay Zeka Interneti de Elimizden Aldı - M. Serdar Kuzuloğlu.” M. Serdar Kuzuloğlu, 13 Feb. 2026, www.mserdark.com/yapay-zeka-interneti-de-elimizden-aldi/. Accessed 16 Feb. 2026.
önceki eser / sonraki eser