Konusu:
“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”
Yazar Rumuzu: zemheri1211
Eser Sıra Numarası: 20022026eser05
Sınır Tayini
İnsanlar bu sıralar yapay zekânın ne kadar çok su tükettiği hakkında sıkça konuşmaya başladı ki bu, özellikle de geçtiğimiz yıl harcanan su miktarını duyduklarından sonra daha da fazla yankı uyandırdı. Öyle ki yapay zekâ kullanımının ne kadar yanlış olduğu hakkında onlarca birbirine sitem eden insan duymak artık kulağa normal gelir oldu. İnsanlar yapay zekâ kullandığı için karşısındakine kızıyor, yargılıyor ve medyada (bilhassa sosyal medyada) yapay zekânın ne denli su tükettiğine dair haberler hızla yayılıyor. Ancak ne ironiktir ki bu haberlerin çoğunun görselleri de yapay zekâ ile oluşturulmuş oluyor.
Bir noktada yapay zekâ sıkça kullanılmaya ve istense de istenmese de onunla üretilmiş olan içeriğe maruz kalınmaya başlandı. Kimi zaman çoğu kimse neyin yapay zekâ neyin insan eliyle oluşturulduğunu dahi anlayamaz hâle geldi çünkü ilk bakışta anlaşılamayacak kadar gerçekçi bir seviyeye ulaştı. Yapay zekâ ile yazılan e-postaların yahut makalelerin, ödevlerin yanı sıra; haberlerin, fotoğrafların ve hatta kitapların kendisi kapakları dahil yapay zekâ ile oluşturularak basılır oldu. İnsanlar bilgisayara bile gerek duymadan telefondan görsel oluşturup bunu tişörtten kurabiye kutularına değin herhangi bir şeye basarak üzerinden para kazanma yöntemini buldu ve neredeyse hiç uğraşmadan oldukça az bir maliyetle yahut tamamen ücretsiz bir şekilde tasarlanan bu ürünlerden para kazanmanın bu noktada etik sorunları da doğurduğunu düşünmekle birlikte bunun derin bir tartışma konusu olduğu kanaatindeyim.
İnsanlığın onca sorunu varken rastgele fotoğraflar ve videolar oluşturmak maksadıyla elimizde kısıtlı bulunan tatlı su kaynaklarını yapay zekânın bulunduğu bilgisayarların soğutulması için kullanarak ve bu suyun buharlaşıp gitmesine göz yumarak tüketiyoruz. Bu bağlamda sorulması gereken bazı ciddi soruların olduğuna inanıyorum. Hem sınırlı bulunan kaynağı umarsızca kullanmak hem de bu kaynakla insanların gerçek dahi olmayan şeylere inanmasını sağlayarak bireylerin gerçeklik algısıyla oynamak, topluma ve kişiye ne derece yararlı olabilir? Bu teknolojinin insanların kendilerini çeşitli yollarla ifade etmek için başvurduğu sanata el uzatması ne denli kabul edilebilir?
Biliyoruz ki yapay zekâyı kullanması bir hayli kolay. Hâliyle insan da her daim olduğu gibi, doğası gereği, kolay olanın peşinden gitme arzusu güdüyor. Çünkü insan zihni yorulmayı, uğraşmayı pek sevmez, zihin ve beden enerjiyi harcamaktan hoşlanmaz. Lâkin çaba harcanmadan, emek verilmeden elde edilen şey ne kadar kişiye ait olabilir ki? Özellikle de tek bir tuşla elde ettiğimiz sonucu ortaya çıkaran şey; soğuk, ruhsuz, elektriğin içinden geçip durduğu, yerin onlarca kat altındaki bir dizi kablo yığınından başka bir şey değilse ve bu sonuç için diğer insanların yaptıkları kullanılıyorsa. Uğraşmayan, çabalayıp zorlanmayan zihin çabucak körelir ve düşünceler bir zaman sonra ona uğramaz olur. Düşüncelerin uğramadığı zihin ise müşterisiz kalmış, izbe ve kaderi zamanla dökülüp yıkılmak olan bir handan farksız bir hâle gelir. Fakat yapay zekâdan tamamen kopabilmek de mümkün değildir.
Firmalarda, büyük şirketlerde, devletlerin yaptıkları işlerde dahi yapay zekâya başvurulurken sıradan bir insanın yapay zekâ kullanmaması yalnızca kendi işini zorlaştıracaktır ve büyük kurumların kullandığı kaynakların ve yaptıklarının sıradan insanlara nazaran çevreye çok daha büyük bir etkisi olurken tüm suçu bireyin kendisine yüklemesi de haksızlık olacaktır.
Yapay zekânın işlevi burada kişinin yapmaktan hoşlandığı, yaparken zevk aldığı şeylere karışmak ve onun yerine yapmak değil, bireyin gerçekleştirmesi gereken sorumluluğunu yapması için onun adına gereksiz görülen ve zamanını alan işleri yapmak olmalıdır. Şayet bireyin sorumlulukları ve görevleri yahut hayattan zevk almasını sağlayan şeyler bireyden alınırsa, birey bunları ruhu dahi olmayan boş bir makineye verirse burada eline geçen, yapay zekânın oluşturduğu ürün olmaktan çıkıp kişinin takas ettiği ruhuna dönüşür. Kendi ruhuyla takas ettiği ürün de yalnızca bir yanılsama ile doldurulmuş, ve özü boş olan şatafatlı bir kabuktan başka bir şey olamaz.
Bireyin yapay zekâdan soyutlanamadığı bir gerçek iken yapay zekâyı, yaşadığı çağın ve yüzyılın bir gerçeği olarak idrak etmeyip elini eteğini bundan çekmek, bireyin kendi yoluna koyduğu bir taş olmaktan başka bir şey olamaz, zira zaman bütün insanlar için kısıtlıdır. Kimse yeni doğmuş bir bebeğin veyahut yaşını almış, yüzlerce mevsim geçirmiş bir insanın ne kadar yaşayacağını bilemez, bu sebeple de zamanın kıymetini anlayıp şu vakit insanlığın elinde böylesine insanüstü bir kaynak varken onu yeri geldiğinde kullanarak zamanı doğru değerlendirmek gerekir. Hem kişiler hem de toplumlar için bilimde, eğitimde ve daha birçok alanda yapay zekânın kullanımının faydalarının, insan zekâsını aşıp hatalarını tekrar etmemesinin ne deni kullanışlı olduğunun göz ardı edilmesi büyük bir kayıp olur.
Bu noktada önemli olan, kişinin karşısındaki yapay zekâyı canlı bir varlık yahut bütün işlerini yapabilecek bir araç olarak gömememesi gerektiğidir. Gerçeği yalandan, canlıyı cansızdan ayırt edip buna bir sınır tayin ettiği ve hayatına bir gaye veren işlerini bütün şeffaflığıyla ona vermediği müddetçe ne kişi kendisini ona kaptırır ne de yapay zekâ kişiyi ihtişamlı dünyasına çekebilir.
önceki eser / sonraki eser