Konusu:
“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”
Yazar Rumuzu: serin3586
Eser Sıra Numarası: 20022026eser08
Akla Değil, Akışa Uyum: Yapay Zekâ Çağı
İnsanlığın elinden çıkmış her kaynakla, milyonlarca örneklemle beslenmiş, ödül ceza mekanizmasının ceza koluyla eğitilmiş istatistik robotudur yapay zekâ. İnsanlığın kolektif bilgi birikimine sahip akılalmaz bir emeğin, evrimini tamamlamamış olağanüstü eseridir.
İlk kez 1950'lerde “Makineler düşünebilir mi?” sorusuyla gündeme gelen ve o zamandan beri durmaksızın geliştirilen yapay zekâ ancak son birkaç yılda emeklerinin karşılığını alabilmektedir. Hatta karşılığını fazlaca alıyor diyebiliriz zira en büyük teknoloji şirketlerinin yatırımlarının büyük bölümünü oluşturmasının yanı sıra halkın geniş kesimlerince bilinip çoğu tarafından gerek hunharca gerek bilinçsizce kullanılmaktadır. Çoğunluğu oluşturduklarından bilinçsizce kullananlardan başlayalım: Onların bilinçsizliği genellikle yaşlarından gelir. Çocuklar ve gençlerdir bunlar. Her şeyin bilinip, kusursuz cevaplar bulunup, bunların doğru yerlerde kullanılmasının, üstüne üstlük tüm bunların kısıtlı zaman aralıklarında adeta robot gibi yapılmasının beklendiği bir çağda robotlara danışmaktan başka çare bulamamış çocuklar... Fakat bilinçsizlikleri bu robotları kullanmakta değil, onları kendi yerine koymakta başlar. Çünkü bir şeyi anlamaya, zamanın anlarını yaşamaya değil sonuca çabucak ulaşmaya odaklanırlar. Tarif et oluşsun, iste getirsin, sor söylesin... Hayatta insanların gelişimi ve toplumun uyumluluğu için var olan “sorumlulukları yerine getirme motivasyonu” büyük oranda yok oluyor; çünkü hiçbirine gerek kalmıyor. En az enerjiyle en çok işi yapmaya kodlanmış insan beyni, zahmetsiz yolu seçiyor.
Örneğin okuma… Uzun uzun, sıkıcı okumalar yapma, yazma, oturup saatlerce kafa yorma, beceremeyince yırtıp atma, düzeltme; yani geliştirme... Uygarlıklar bu zamana kadar bu sürecin içindeki çabanın üzerine kurulmadı mı, uzun emekler sonucu oluşmadı mı?
Ne sayfaların dokusu ne mürekkebin kokusu... Materyalizme bu kadar önem veren bu sistem materyalleri nasıl da yok ediyor!
Görüyor musunuz?
Biz yabancılaşıyoruz.
Kendi eserim diyemiyoruz ürünümüze, üretim zincirinin minnacık bir halkasının üstündeki pas kadar kalıyoruz; yaşlı, sert/ kırılgan, kuru ve değersiz...
Buraya kadarkiler, yaşadığı zamanı görev icabı doldurmaya alışmış, yapay zekâyla tanıştıktan sonra görevleri de görev icabı yerine getirmeye başlamış insanlardır. Belki de yapay zekânın en büyük toplumsal sorunu budur: sorumlulukların bulanıklaşması. Neyse ki sadece onlar yok. Küçük bir zümre daha var ki yapay zekâyı insani zekâsını yitirmeyecek derecede hayatıyla uyumlayabiliyor. Çoğunluğun aksine, onu bilgiyi aldığı kitap özeti gibi değil, o kitaplara ulaştıran rehber gibi kullanıyor. Yani, neyi nasıl kullanacağını biliyor fakat ne yazıktır ki bunu yapanlar azınlıkta. Yalnız bütün insanları bu iki zümreden birine hapsetmek olmaz. Çünkü hiçbir şey saf siyah veya beyaz olamaz. Hepsi grinin bir tonu. Dolayısıyla sorun, ortalama gri tonu siyaha kayınca başlıyor, tıpkı bugün olduğu gibi. Bu noktada insanların bilinçlenip, akışa uyum sağlayıp, ortalamadan sıyrılması gerekiyor.
Yapay zekâ çağına girdik ve yapılması gereken, onu yardımcı gibi kullanmakla başlıyor. Profesörler hep insan olarak kalacak ve kalmalı da ama basit işlemleri yapacak bir yardımcı lazım. Doktorluk, öğretmenlik gibi elzem mesleklerin başında da insanlar olacak elbet ama ayak işleri diye tabir ettiğimiz, kişiyi geliştirmeyen ve fakat gerekli olan görevleri yapay zekâ yapacak. Yani yapay zekâ, insana sekreter olacak. Böylelikle en güçlü oluşum ortaya çıkacak: yapay zekâ destekli modern insan. Peki o zaman birçoklarının işini kaybetmesi söz konusu olmaz mı, diye sormayın; zira bu sürece uyum sağlayan insan, yapay zekâyla oluşan pek çok yeni mesleğe de uyumlanabilir. Devir değişiyor. Hem de kökten! Bu durumda varlığını sürdürecekler, akışa göre yüzenler olacaktır. Sam Altman'ın da dediği gibi: “Olacak olan şey, yapay zekânın insanların yerini alması değil, yapay zekâ kullanan insanların yapay zekâ kullanmayan insanların yerini alması.”dır.
önceki eser / sonraki eser