Yazar Rumuzu: şahıs4423
Eser Sıra Numarası: 22022026eser01
YAPAY ZEKÂYA DAİR
Teknoloji çağında yaşıyoruz. Cebimizde taşıdığımız telefonlardan kullandığımız arabalara, ders çalışırken başvurduğumuz kaynaklardan yazdığımız kodlara kadar her şey dijitalleşmiş durumda. Bundan birkaç sene öncesine kadar bir sorunla karşılaştığımızda arama motorlarına başvurur, sayfalar arasında gezinir, videolar izler ve cevabı kendimiz bulmaya çalışırdık. Her şeyde olduğu gibi arama motorlarının da devri sona ermeye başladı. 2022 senesinde OpenAI firmasının geliştirdiği ChatGPT yapay zekâ modelinin hayatımıza girmesiyle kendimizi “yapay zekâ çağı”nda buluverdik. Yapay zekâ geçtiğimiz dört yılda hayatımızın bir parçası hâline geldi. Herkes, her işte yapay zekâyı kullanır oldu. Ben bir yazılım yaparken yardım alırken bir başkası bir kitap yazarken yardım alıyor yapay zekâdan. Yapay zekâ çok sadık bir yardımcı oldu. Peki böyle kalacağının garantisini kim verebilir? Ya yapay zekânın kölesi haline gelirsek? Yapay zekâ çok sadık ama bir o kadar da tehlikeli bir yardımcıdır.
Yapay zekâ modellerinin hayatımızda yalnızca dört senedir olduğunu düşünüyoruz ancak yapay zekâ aslında 1990’ların sonları ve 21. yüzyılın başlarında hayatımıza girdi. Hayatımıza girdiğinden itibaren her sektörde kullanılmaya başlandı. 1997 senesinde IBM’in yaptığı Deep Blue, Dünya Satranç Şampiyonu Garry Kasparov’u yendi ve bu, medyada büyük bir yankı uyandırdı. 2010’ların başlarında ise Siri gibi sesli asistanlarla tanıştık. Youtube, Google vb. uygulamalarda önceki aramalara göre öneri yapan yapay zekâ sistemleri oluşturuldu. 2022 senesinde ise LLM (Geniş dil modeli -İngilizce: Large language model-) dediğimiz sohbet botları hayatımıza girdi. Bu botları hayatın her alanında bir yardımcı misali kullandık. Ders çalışırken, yemek yaparken, kod yazarken, bir proje geliştirirken hatta sağlık problemimiz olduğunda bile onlardan yardım aldık.
Yapay zekâ modellerinin hayatımıza getirdiği hız ve kolaylık tartışılmaz bir gerçek. Bir bilgiyi bulmak hatta bilginin doğruluğunu teyit etmek saniyeler içinde mümkün oluyor. Bir uygulama yapmak için isteklerimizi yapay zekâya açık cümlelerle ifade etmek yeterli oluyor. Bu durum birçok mesleğin geleceğini tehlikeye atıyor. Aynı zamanda birçok yeni meslek dalının da adını duyurmaya başlıyor. Örneğin hiç yazılım bilmeyen birisi, bir web sitesi geliştirebiliyor. Bu, yazılım mühendislerinin geleceğini tehlikeye sokuyor. Ama yapay zekâ modellerinin de sürekli bir gelişim aşaması olduğundan yapay zekâ mühendisliği dediğimiz meslek yükselişe geçiyor. Her durumda yapay zekâya başvurmak ise bizi “kolay”a bağımlı kılıyor. Gittikçe yapay zekâ olmadan bir işi yapamaz hâle geliyoruz. Yapay zekâ bir yardımcı olmaktan çıkmaya, adeta bütün hayatımızı yönlendirmeye başlıyor.
Peki yapay zekâyı daha doğru nasıl kullanırız? Öncelikle onun bir yardımcı olduğunu unutmamak gerekli. Yapabileceğimiz işleri yapay zekâ yardımı almadan yapmalıyız. Aynı zamanda yapay zekânın doğruluğunu da teyit etmemiz gerekli. Ona danıştığımızda verdiği cevabın doğruluğunu kontrol etmeli ve ona her durumda güvenmemeliyiz. Eğitim, sağlık gibi insan gerektiren alanlarda ona kontrol vermemeliyiz. Bunu yapmak felaketle sonuçlanır. Örneğin eğitimde öğretmenlerin yerine yapay zekâ robotların geçse yapay zekâ sınıf ortamına uyum sağlayamaz, insandan çok daha fazla bilgi sahibi olsa da öğretmenliği gerçekleştiremezdi. Öğrencilerle iletişim kurmakta zorlanır. Öğretmen kadar samimi olamaz, sonuçta bir robot. Sağlıkta ise doktorların yerine geçtiğini düşünün. Doktor-hasta ilişkisinde hastanın sorununu anlamak kadar hastayı anlamak doktorun en büyük görevidir. Hasta ise doktora anlattığı kadar rahat bir biçimde anlatamaz yapay zekâya sorununu ve hislerini. Yapay zekânın bir psikolog olduğunu düşünün. İnsanın problemine insan gibi bakamaz, empati kuramaz. Yalnızca kitaplarda yazan nesnel bilgileri ifade edebilir ancak insan, psikologda kendine özgü cümleler arar.
Özetle yapay zekâ, bir yardımcıdır ve öyle de kalmalıdır. Bu tehlikeli hizmetkâra bizi ele geçirmesi için fırsat verilmemelidir. Yapay zekâya bağımlı olunmamalı; yapay zekâ olmadan da yaşamak, yaşamın tadına vararak yaşamak mümkündür, unutulmamalıdır. Sonuçta beş sene öncesine kadar hayatımızda yapay zekâ yokken nasıl yaşıyorsak ve isteklerimizi daha uğraştırıcı da olsa gerçekleştiriyorsak aynı şekilde yaşamaya devam edebilmemiz gerekir. Yapay zekâ insanın yerine geçecek bir güç değil, insanı daha iyi bir geleceğe taşıyacak bir araç olmalıdır. Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin onu yönlendiren yine insanın aklı ve vicdanıdır.
önceki eser / sonraki eser