Konusu:
“Yapay zekanın yaşamınızdaki yeri nedir, ne olmalıdır?”
Yazar Rumuzu: yağmur0000
Eser Sıra Numarası: 23022026eser20
YAPAY ZEKÂNIN İNSAN YAŞAMINDAKİ YERİ NEDİR, NE OLMALIDIR ?
Yapay zekâ, en basit şekilde “insan zekâsının bazı yönlerini taklit edebilen, bilgisayar sistemi ve algoritma oluşturma bilimi” şeklinde tanımlanır. Alan Turing’in “Makineler düşünebilir mi?” sorusuyla temelleri atılan yapay zekâ, günden güne gelişmiş ve toplumsal hayatta yer edinmiştir. Gelişen bu sistem, toplumsal yaşamı farklı şekillerde olumlu ve olumsuz etkileri ile kapsamaktadır. Dolayısıyla yapay zekâ, yazılım ve bilgisayar bilimleri çerçevesinde sınırlı kalmamış, sosyal bilimler, eğitim, sağlık ve hizmet sektörü ile de doğrudan ilişkili duruma gelmiştir.
Yapay zekâ sadece ileri düzey teknolojik cihazlarda ya da mühendislerin kullanımında değil günlük olarak bile neredeyse her an kullanılabilen ve fark edilmese de ihtiyaç duyulan bir mekanizmaya dönüşmüştür. Word dosyasında yazım yanlışlarını düzelten, bilinmeyen adres bilgilerini tarif eden, çalışmalara yol gösteren, kütüphaneye gitmeden bilgiye ulaştıran hatta insanların sohbet etmek ve alışveriş yapmak amacıyla kullandığı dijital bir arkadaştır. Yapay zekânın insan hayatında bu kadar alan kaplaması ve toplumun her kesimi tarafından ulaşılabilir olması, yaş almış nesiller için büyük bir gündem oluşturup inanılmaz görünürken günümüz gençleri için günlük hayatın sıradan bir parçası olarak görülmektedir.
Yapay zekâ, teknolojik gelişmelerin hızla ilerlemesi ve zirveye çıkması ile insan hayatına dâhil olan her yenilik gibi doğru, bilinçli ve kontrollü kullanıldığında muazzam bir buluştur. Yapay zekâ insanı tamamlayan bir düşünce ortağı olarak konumlandırılmalıdır. Özellikle Türkiye’deki öğrenciler için bugün çok daha büyük bir önem taşımakla beraber öğrencilerin vakitlerini daha verimli kullanmalarını sağlayarak üniversiteye giriş gibi hayati öneme sahip olan sınavlara hazırlanan birisi için ders konularını anlatan ve örnek sorular çözen bir özel ders öğretmenine dönüşmektedir. Günümüzde yapay zekâ, öğrenme eksikliklerini kapatan çok geniş kapsamlı bir kütüphanedir. Bilgiyi işleyebilme özelliği ile öğrencilere yardımcı olmakta, onların eksiklerini kapatma noktasında öğrenme aşamalarına yardımcı olmaktadır. Yabancı dil öğrenen öğrencilere yoldaşlık edebilmesi, onların komutları doğrultusunda çalışmalar hazırlamasıyla insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir eğitmen kimliğine bürünmektedir.
Sadece eğitim sektöründe değil, birçok alanda -çeşitli sağlık uygulamaları, trafik düzenlemeleri, çevre çalışmaları, akıllı ev sistemleri, sanal bankacılık, sosyal medya platformları gibi hayatımızın her alanındaki uygulamalarda- yapay zekâ sistemlerinden yararlanılmaktadır. Bu uygulamalar günlük hayatı daha kolay, zaman kullanımını daha verimli bir hâle getirmektedir. Örneğin, sağlık sektöründe tedaviyi kolaylaştıran veri analizleri düzenleme, kişi bulgularını birleştirme, tedaviye ek yaşam standartları oluşturup hayatı daha planlı ve sağlıklı yaşamaya yönlendirmede insanlığa yardımcı olurken trafik ve yol konusunda kavşak planlaması, geçiş üstünlüğü şeritleri, transit yol düzenlemeleri ve çevre çalışmalarında yer almaktadır. Akıllı sulama sistemleri, güneş enerjisi destekli ve tohum yetiştirme çeşitliliğini artırma, akıllı ev sistemlerinde birbirine entegre olan cihazlar ile evin temizliği yapma ve diğer birçok ev işi yapay zekânın kontrolünde gerçekleştirilmektedir. Yapay zekâ bu açıdan insanlığa hizmet etmekte ve zorluğu ile öne çıkan birçok işi kolaylaştırmaktadır.
Ancak bu uygulamalara lokasyon, kimlik numarası, kart ve banka hesabı şifreleri gibi birçok kişisel bilgi emanet edildiği için siber anlamda büyük güvenlik problemleri ortaya çıkmaktadır. Teknolojinin gündelik hayata bu kadar dâhil olması ile birlikte insanların hayatları da her gün gelişen ve değişen bir sanal dünyaya dâhil edildiği için güvenlik zaafiyetleri artmaktadır.
Yapay zekâyla ilgili bir başka olumsuz nokta ise teknolojinin gelişimiyle insan gücüne duyulan ihtiyacın ve insan eliyle yapılan işlere verilen değerin günden güne azalması, insan emeğinin hiçe sayılmasıdır. Yapay zekâ geliştikçe insana dair gereksinimler de büyük ölçüde azalmaktadır. Bu, sadece beden gücüne duyulan bir ihtiyacın azalması değildir çünkü önceki teknolojik devrimlere kıyasla yapay zekâ, insanın düşünce gücünü de büyük bir hızla etkilemektedir. Yapay zekânın gücü; fabrikalarda, hastanelerde, adliyelerde, satış merkezlerinde vb. yerlerde insanların yerini robotların yapay zekâyı kullanabilen ve üretebilen insan dışı teknolojik sistemlerin alacağı bir dünyada yaşamaya kadar gitmektedir. Ancak bu durumun, insanın sosyal bir varlık olarak tanımlanmasından dolayı çeşitli insani problemlere yol açabileceği de görülmektedir. İnsanların salt ihtiyacı; bankacılık, sağlık, eğitim hizmetleri almak değildir. İnsanların sosyolojik ve fizyolojik ihtiyaçları da vardır ve bu ihtiyaçların yapay zekâ ile bütünüyle karşılanması oldukça güçtür. Elbette ki yapay zekâ insanlara belli bir konfor alanı sağlayacaktır fakat bu alan da insanlara yetmeyecek, insanlar da kendileri için yeni alanlar keşfetmenin peşine düşeceklerdir. Bir başka sorun ise öğrencilerin yahut insanların bilmediği bilgileri sormakla kalmayıp işlerinin hatırı sayılır bir çoğunluğunu farklı yapay zekâ sistemlerine yaptırmak istemeleridir. Bu durum, insan emeğine bir darbe vurmakla birlikte beyni tembelleştirir. Yapay zekâ ile meydana gelen toplumsal değişimler, kendince başka sorunlar da yaratmaktadır.
Yüzyıllardır süregelen her yenilik ve gelişimin ardından “doğru kullanma” felsefesini bir kez daha vurgulamak önemlidir. Kullanım alanı sınırlarını koruyamadığında ve erişim sıradanlaştığında doğru ve yanlış yer ve yön değişimine geçebilmektedir. Özellikle günümüzde “doğru sanılan yanlışlar” o kadar fazladır ki yanlış olduğu bilinen şeylerin bile doğruluğu iddia edilmektedir. Yapay zekânın sunduğu avantajlar yadsınamaz nitelikte olmakla birlikte, ortaya çıkabilecek olumsuz etkiler dikkate alındığında insan yaşamındaki konumunun belirli etik ilkeler ve toplumsal sınırlar çerçevesinde ele alınması önem taşımaktadır. Bu teknolojinin kullanımı, insani değerleri; kültürel birikimi ve ortak yaşam bilincini zedelemeyecek bir anlayışla yapılandırıldığı ölçüde toplumsal fayda üretecektir. Günümüzde, teknolojik gelişmelerin hızı öylesine artmıştır ki bu gelişmelere yetişmek ve ayak uydurmak da bir o kadar zorlaşmıştır. Yapay zekânın insan ve toplum yaşamının tüm alanlarını bütünüyle kuşatan bir yapıya dönüşmesi, insan aklının ve iradesinin geri planda kalması riskini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle teknolojik gelişmelerin, insan düşüncesini ve duygusal boyutunu dışlamayan bir çerçevede konumlandırılması büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak yapay zekânın yaşamımızdaki yeri; kontrolsüz bir güç olması değil, insan aklını ve vicdanını destekleyen bilinçli bir yardımcı olmasıdır. Onu doğru ilkelerle şekillendirdiğimizde, yalnız bugünü değil geleceği de daha adil, sağlıklı ve sürdürülebilir kılmak mümkündür. Asıl yaratıcı çözüm ise teknolojiyi geliştirmekten çok, onu insanlık yararına yönlendirecek bilinci geliştirmektir. Temel yaklaşım, teknolojinin belirleyici bir otoriteye dönüşmesi değil; insanın bilinçli tercihleri doğrultusunda şekillenen bir araç olarak kalmasıdır.
.kaynakça : “Yapay Zeka ile Toplumsal Dönüşüm: Sosyolojik Perspektif”- Arif AKBAŞ IJHE:CİLT / VOLUME10,SAYI/ISSUE 22,S/P.151-180
önceki eser / sonraki eser